Sitemizi Tavsiye Edin ...

 Açılış Sitesi İçin Tıklayınız ... ◘

 

 
 
 
 

 

 ANA SAYFA

 
 

 TARİHÇE

 
 

 İCRACI ORGANLAR

 
 

 KARARLAR

 
 

 FAALİYETLER

 
 

 ÜYELER

 
 

 DUYURU VE HABERLER

 
 

 MÜRACAATLAR

 
 

 LİNKLER

 
 

 FOTOĞRAF ALBÜMÜ

 
 

 DANIŞMANLIK KÖŞESİ

 
 

 KADIN KÖŞESİ

 
 

 GENÇLİK VE ÇOCUK KÖŞESİ

 
 

 WEB POSTA

 
 

 KÜNYE

 
 

 ZİYARETÇİ DEFTERİ

 
 
 
  www.taskirandernek.cjb.net
 
 www.taskirandernek.de.vu
 
 
 
 Postfach 10 16 11
 
  D - 52016 Aachen
 
  Almanya
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

ALMANYA SEYAHATI ve İZLENİMLERİM

Prof. Dr. Musa ŞAHİN 

26-30 NİSAN 2007 tarihleri arasında Taşkıran ve çevre köyleri dayanışma derneğinin  çağrılısı olarak Almanya’ya bir ziyaretim oldu. Benim için bir hatıra kabul edebileceğim bu yolculuktan son derece memnun bir durumda geriye döndüm. Temennim,  bir kısmını uzun zaman görmediğim arkadaşlar ve daha önce birçoklarını hiç görmediğim gençler de bir derece hoşnut olmuştur. Bu fikri ve zihni tazelenmeyi sağlamaya aracı olan başta dernek başkanımız Metin Töman  ile dernek yöneticileri, üyeleri ve katılımcılarına teşekkür ederim.

Derneğin, organize ettiği , 27-29 Nisan 2007 tarihlerinde yapılan toplantıda Almanya ve Hollanda’nın değişik bölgelerinde yaşayan genç, yaşlı insanlarımız(Toplantıda 6 aylık bebeklerden 78 yaşına kadar insan vardı) bir araya geldi. Bu yılki toplantının ücüncü buluşma olduğunu öğrendim. Fırsat buldukça toplantıların devamının olacağını dernek yöneticileri emin sözlerle ifade ettiler. İçlerinde 700-800 km yol kat ederek gelen çok kişi olduğunu öğrendim. Bütün bunlar bir özlemin ve fedakârlığın sonucu olabilecek etkinlikler olduğunu vurgulamam gerekir. Kiralanan bir otelde hep beraber güzel 2 gün geçirdik. Bu tür etkinlikler özveri ister. Derneğimiz son derece yoğun bir çalışma içinde olduğu yaptıkları etkinliklerden hemen anlaşılıyor. Çalışmalarını, zevkle yürütebilmeleri için maddi ve manevi desteğe gereksinim vardır.  Derneğin üyeleri ve katılımcılar, desteği vermeğe hazır olduklarını da gözledim.

İnsanlarımızı genelde çok zinde gördüm. Problemlerinin farkında ve şuurlu bir şekilde  çözme yolunda olmaları sevindiricidir. Problem var ama biz bunu çözebilecek güç ve kapasitedeyiz  deyebilmek sıkıntıyı büyük ölçüde ortadan kaldırır. Toplantının sonunda, oraya gelen insanlarımız daha neşeli bir durumda yerlerine döndüklerinden eminim. Toplantı süresince özellikle gençlerin milli duygularını canlı tutacak etkinlikler yapıldı. Toplantıya kardeş Uzun göl derneği başkanı Nasrullah KARACA ve yönetim kurulu üyeleri renk kattı.  Bu samimi davranışlarından dolayı ayrıca, onlara da teşekkür ederim.

ALMANYA’DAKİ HEMŞERİLERİMİZ

Bildiğim kadarı ile yoğun bir şekilde Türk insanının başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde yoğun bir şekilde çalışmaları 1960 sonrası yıllarda  olmuştur. Bu gün Avrupa ülkelerinde ilk gelenlerin torunları iş ve okul çağındadır. Kabaca söyleyecek olursak 4. nesil gençlerimiz boy gösterecek sahadadır.

Geçenlerde haber programların birisinde izlemiştim. Almanya’da 60 bin dolayında Türk işverenin olduğunu bildiriyordu. Doğal olarak bunun ekonomik getirisinin yanında sosyal ve ekonomik bakımdan da vatandaşlarımız bulundukları ülkelerin önemli elemanlarıdır. Bu durum vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde önemli seviyelere ulaşıldığının bir göstergesidir.  Artık gençlerimiz 60’ lı yıllarda olduğu gibi sadece işçi değil aynı zamanda hatırı sayılır bir işveren durumuna yükselmişlerdir. Gençlerimizin çoğu etkili iş veren yanında Avrupa üniversitelerinde başarılı eğitim almaktadır. Bir kısmı eğitim gördükleri ülkelerde iş kurarken bir kısmı da ülkelerine dönüp aldıkları eğitim alanında görev üslenmektedir. Doğal olarak söylenebilir ki,  ülkemizde burada bulduğumuz imkanları bulsaydık orada kalır   bu başarılı hayati sürdürürdük denebilir. Orası doğru ama olanağı burada buldunuz ve değerlendirdiniz. Sizin bu davranışınız sizden sora gelecek nesillere bir örnek olacaktır. Hem de artık Dünya küçülmüş bir köy yada kasaba durumuna geldi. Dünyanın hiçbir yerinde 50-60  yıl öncesi şartlar yaşanmıyor.  Mesafeler küçüldü sınırlar gevşedi, iletişim kolaylaştı, ülkeler arasındaki gelişmişlik oranları eskisi gibi büyük uçurumlar göstermiyor ve farklar da giderek azaldığını görmek ayrıca bir zevk veriyor insana. Bu gün göğsümüzü gere gere dünyanın her tarafına iş yapmaya, ticaretle meşgul olmaya hatta pek şok yerde okul açarak kültürümüzü tanıtmaya çevremizi genişletme yollarını arıyor ve de başarı sağlıyoruz. 

Birbirimizi tenkit edecek olursak çok eksikler buluruz. Ama yapacağımız şu olmalıdır. 50-60 yıl önce durumumuz ne halde idi bu gün ne durum dayız.  Tek kelime ile söyleyecek olursak kıyaslayacak durumda değil çok çok iyi haldeyiz cevabını gönül rahatlığı ile verebilecek alın açıklığındayız.

İNSAN ve CEMİYET

Kainatta yaratılmışların içinde en değerli varlık insandır. İnsanın değerli oluşu kendisine verilen akıl sayesindedir. Bu varlığı doğru kullanabildiği sürece üstünlüğü diğer varlıklar arasında mukayese kabul etmez. Ancak doğru kullanamadığı ve hele başkasına zarar verecek şekilde yönlendirdiğinde  yaradıkların en aşağı kademesine düşer. İnsan aklını  ve buna bağlı olarak becerilerini geliştirmesi imkan dahilindedir. Bunu yaptığı zaman takdir, yapmadığında da tenkit görür, acınacak, zavallı hale düşer.

Aklı,yerinde kullanmak insana bulunduğu topluluk içinde güven ve onur kazandırır. Sözü; ticari, idari, politik, siyasi kısaca bütün davranış ve hareketleri etrafına güven verir, kişiye de itibar sağlar.

İnsanlar doğuştan getirdikleri birtakım özellileri vardır. Bunların üzerinde kişinin bir tasarrufu olamaz. Örnek olarak kadın ya da erkek olarak doğması, falanca anne babadan meydana gelmesi, milliyetini seçmesi gibi özellikler sayılabilir. Bunları beğenmemek veya değiştirmek imkanımız yoktur. Dolayısı ile bunlara bağlı davranışlardan ötürü insanları üstün tutmak ya   da yermek doğru değil hakkımız da yoktur.

İnsanları birtakım kalıplarla sınırlandırmamak gerekir. Bazılarımız okul hayatında başarılı bazılarımız ticaret, bazılarımız siyaset veya başka alanlarda sivrilmiş olabilir hepsi birer değerdir, yerinde ondan faydalanmasını bilmeliyiz.

İnsanoğlu kendisini şu üç etkenin dışında tutamaz.

1)     Kişisel tercihleri

2)     Dini inanç ve duyguları

3)     Milli ve ırkı getirileri

Önemli olan kişi bu tercihlerini kullanırken başkalarının da aynı tercihlerinin olduğunu unutmaması  ve başkasının bu tercihlerine de saygı göstermesini bilmesi gerekir.

Kişisel tercihler: Her insan kendisini düşünmek zorundadır. Aile menfaatlerini korumalı, şahsı ve aile menfaatlerini kutsal değerler olarak benimsemek zorundadır. Bunu en azından başkalarına yük olmaması yönünden yapmakla yükümlüdür. Başta kendi aile fertleri daha sonra çevresi bu sorumluluğu yerine getirmesi için zorlar. Hiç kimse evinde çoluk çocuğu ihtiyaç içinde iken başkasına bonkörlük yapmamalıdır. Eğer böyle bir davranış içine girerse önce ailesi daha sonra da çevresi tarafından dışlanır itibarsız hale gelir. Bu bakımdan çalıştığı işte, ilişkisi olan çevrede başarılı olmak zorundadır. Sabahleyin kalktığımızda el yüz temizliğinden sonra önce gömleğimizi sonra ceket ve daha sora dış elbiselerimizi giyeriz. Yani burada gömlek birinci derece tercihimizdir. Onun için işlerimizi önem sırasına  göre ayarlamamız hem kendimiz hem de çevremiz için gereklidir.

Dini inanç ve duyguları: İnsanlar ister istemez dini inanışlarının etkisi altına kalırlar. Yani hiçbir dini etkinin olmadığı bir insan düşünülemez (ateistler dahil). Dinin etkisi farklı farklıdır. Bazen bir gülümseme bazen bir hiddet, bazen bir yardımlaşma  bazen de kızma şeklinde kendini ortaya koyar. Önemli olan herkes inandığı gibi düşünsün fakat inancını başkasına dayatmaya kalkmasın. İlişkide oldu çevreyi rahatsız edecek bir davranışta bulunmasın. Böyle bir davranış önce kişinin kendisini daha sonra da çevresini rahatsız eder. İnançlar kutsaldır, çevreden saygı bekler. İnançlarınıza saygı bekliyorsanız önce karşınızdakinin inancına saygı duymak zorundasınız. İnançlar medeni ölçüler dahilinde tartışılabilmeli fakat asla bir üstünlük olarak görülmemelidir.

İnançlar ile duygular, insanların politik , ticari hareketlerini, kültürel ve de tüm davranışlarını yönlendirir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta bizden farklı inanış ve düşüncede olan kişilerin de benzer davranışlar içinde bulunabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekir.

İnsanlarla en güzel geçinmenin yolu onların davranışlarına saygı göstermek olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. Bu demek değildir ki bulunduğumuz çevreye tıba tıp uyacağız. Böyle bir davranış insanı şahsiyetsiz ve de güvensiz kılar. Hele dini konuları farklı dinden olanlarla mümkün olduğunca tartışmamalı, aynı dinden olanlarla da tartışmaların ölçüsünü iyi ayarlamak gerekir. Dini konular bilgi ve malumat isteyen kavramlardır. Bazen yeterli bilgimiz olamadığı halde münakaşaya girer sonunda hem kendimiz üzülür hem de  karşımızdakini krarız. Bundan daha kötüsü tartıştığımız konuya zarar veririz.

Milli ve ırkı getirileri: Doğuştan getirilen ve değiştirilmesi imkansız olan özelliklerdir. Hiç kimse milliyetini başkasının milliyeti ile karşılaştırması ve hele başkasının milliyetine üstün tutması masum görülecek bir davranış değildir.  İnsanların renkleri,  ırkları üstünlük aracı olamayacağı gibi aşağılayıcı bir unsur da olamaz. Herkesin ırkı ve soyu kendisi için kıymetlidir. İnsanlık tarihinde bu konudan dolayı çok kavgalar yapılmıştır. Ne yazık ki hala bu kavgalar devam etmektedir. Hele 19. asır ve 20. asrın başları ulus devletler devresi olduğundan çok kanlı çarpışmalar olmuştur. Ancak bu ulusçuluk akımları arkasında güçlü devletlerin desteğini alanlar başarıya ulaşmışlar, arkasında bu gücü bulamayalar hala kavgalarını sürdürmek zorunda kalmışlardır.

Nerede olursak olalım, ne iş yaparsak yapalım yaşadığımız toplum içinde zıtlıkları değil benzerliklerimizi üstün tutarsak daha başarılı ve huzurlu olabileceğimizi unutmamalıyız. Yolculuğum süresince, yukarda özetlemeye çalıştığım ana fikirlerin çerçevesinde, gençlerimizi uyumlu durumda , başarılı ve milliyetimize yaraşır hareketler içinde,  örnek alınacak organizasyon içinde buldum.

Saygı ve sevgilerimle.

10/07/2007    Kadıköy/İSTANBUL

 
 
 
 
 
 

 

 

© since 1999 Taşkıran e.V. (Dernek) - Powered by WEBWorks4.Net